Mutlak Mutluluk Nedir ?

Yeryüzünde yaşayan her insanın tüm uğraşılarının ve hayat tuvalinde çizdikleri silinmesi ve geri dönüşümü imkansız  resimlerinin tek bir amacı var : mutlu olmak! Bunun dışındaki tüm amaçlar bu amaca hizmet eder.

Mutlu olmayı başarmış insanların  kısa bir süre sonra “mutlak mutluluğun” buldukları şey olmadığını  anlayarak yeni arayışlar içine girmeleri ve çoğu zaman eskisinden de daha kötü sonuçlar elde ettiklerini görüyoruz. İşin en kötüsü ulaşılan mutluluk  noktasıyla yetinmeden bir üst mutluluğa çabalayan birinin daha da alt noktalara düşebilmesi  ve büyük  sıkıntılara maruz kalabilmesi. Örnek vermek gerekirse , diyelim ki siz  sıradan bir üniversite öğrencisisiniz ve  baba parasıyla geçiniyorsunuz.

En büyük hayaliniz de  bir işe girmek ve bir ev /araba alabilmek. Bu hayali gerçekleştirdiğinizde  güzel ve alımlı bir eşle sonraki aşamada evlenmeyi planlıyorsunuz. Hazır evlenmişken de birkaç  çocukla  ocağınızı süslemek  fena olmayacak . Bunları elde etmenin size mutluluğu getireceğini kuruyorsunuz. Yıllarca  çalışıp çabalayarak güzelim ömrünüzü tükettiğinizin farkına varmayarak bu hayalinizi gerçekleştirdiniz diyelim. Peki  şimdi ne oluyor?

Mutlak mutluluğu yakalamış oluyor musunuz? Ben söyleyeyim  , hayır! Yine eksik bir şeyler var ve her zaman olacak. Yakaladığınız mutluluk  gelip geçici bir mutluluktu ve mutlağın basit bir yansıması idi. Tüm hayatlar bu tür yanılmalarla  mutlak mutluluğu ıskalayarak bitip  tükeniyor. Elde etmiş olduğunuz  şeyler, belli bir süre sonra size sıradan gelmeye başlar ve bunlardan birini bile kaybetmek , hemen mutsuz olmanıza yeter de artar bile.

Elde edilen her  şey, mutlak mutluluğu getirmediği gibi, bunların kaybı da mutsuzluğu doğurmaktadır. Öyle görünüyor ki  bu oyun  pis bir oyun. Aile, çevre toplum tarafından   mutluluğun anahtarları  olarak tarif edilen hedeflerin hiç biri  kalıcı mutluluğun  kapısını açamıyor. Hedefleri koyanlar ve yolun tarifini yapanların kendisi de mutsuz. O halde sorun nerede? Sorun tam olarak hayata bakış açımızın yanlışlığında. Hiç birimiz  hayatımızı bir yerlerden çalışarak didinerek satın  almışız havasında isek de  satın almadık.

Hayatı beğenmeme gibi bir hakkımız yok.  Hayat bize belirli bir  coğrafyada geçirebileceğimiz belirli bir süre yaşayabileceğimiz bir “armağan “olarak verilmiştir sadece. Bize verilenlerle yetinmeyi bilmeden ,küçük şeylerle mutlu olma büyüklüğüne erişmeden mutluluğun “m” sini bile bulamayız. Doğu’nun kadim bilgeleri, “yetinmeyi bilme” sanatını binyıllardır çeşitli yollarla öğrettiler ve öğretmeye devam ediyorlar. Uzak Doğu’nun en kadim bilgelerinden biri olan Gotama Buddha “Bırakmayı öğren.

Mutluluğun anahtarı budur.” Demiştir. Bırakmaktan kastettiği şey nedir?  Arzular , tutkular, ihtiraslar, bencillikler yalanlar dolanlar ikiyüzlülükler…. Ve tüm dünya bunlarla dolu iken mutluluktan nasıl bahsedilebilir ? Dünyaya bakış açımızı değiştirmekten başka  çaremiz yok .Elimizdekilerle yetinmeyi öğrenmekten ve onlarla veya onlarsız da mutlu olmayı  öğrenmekten başka çaremiz yok.

Diyogene  ormanda  çıplak dolaşan bir bilge. Elindeki tasıyla dilenerek ve tüm yaşamını ormanda yaşayarak geçirmiş. Bir gün dere kenarında otururken , bir köpeğin  koşarak dereye atladığını yüzdüğünü ve tekrar dönüp gittiğini görünce; “ben bu köpek kadar bile özgür olamıyorum, elimdeki tası bir kenara bırakmaya çekiniyorum, böyle bir kaygıyla derede özgürce yüzemiyorum! “ diyerek tası fırlatıp atmış ve dereye koşarak özgürce yüzmeye başlamış. Basit bir tas. Diyogene bu tasın yükünü taşımak istemiyor! O halde bizler de soyunup  ormana mı kaçalım, bir tas bulup dilencilik mi yapalım  diyebilirsiniz. Elbette böyle bir şeyi kimse sizden isteyemez.

Bu hikayede alınması gereken dersi almak , yetinmeyi öğrenme açısından önemli bir adım. “Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.” Diyen  Buddha , kişinin kendi  varlığının özüne ait olmayan ve dışarıdan sonradan maruz kaldığı arzu tutku ihtiras ve bencillikleri yenmenin, en büyük zafer  olduğunu ve mutluluğa ulaşmanın yolunun bu olduğunu anlatıyor. Hiç tükenmeyen mutlak mutluluk, hayatı bir armağan olarak görmekle, ve hayatın getirilerini şükranla kabul etmekle zorluklar karşısında elinden geleni yapıp gücünün yetmediği noktalarda isyana başvurmamakla  kapısını aralayacaktır.

Yorum Yapın

Ad Blocker Tespit Edildi

Web sitemizi ziyaretçilerimize online reklam göstererek yayın hayatına devam etmektedir. Lütfen ad blocker (reklam Engelleyicisi) devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Refresh
DMCA.com Protection Status